Sadece Bir Bira Şirketi Değil Aynı Zamanda Tarım Şirketi

Ürünlerimizin kalbinde su, şerbetçi otu, arpa maltı ve maya var. Ham maddelerimizin kalitesi ürünlerimizi doğrudan etkilediği için tarım, kurulduğumuz günden bu yana önceliklerimiz arasında. Kendimizi yalnızca bir bira şirketi olarak değil, aynı zamanda tarımla güçlü bağları olan bir şirket olarak görüyor, üretimin her aşamasında çiftçilerimiz, tedarikçilerimiz ve tarımsal paydaşlarımızla birlikte çalışıyoruz.

1982 yılında Tarımsal Ürün Geliştirme Departmanımızı kurarak kendi tohumlarımızı geliştirmeye başladık. Bugüne kadar ziraat mühendislerimizin tutkusu ve özverisiyle 17 tescilli arpa tohumunu ve 7 şerbetçi otu çeşidini ülkemize kazandırdık. Türkiye’de maltlık arpa tohumu üreten ilk bira şirketi olarak, ülkemizde maltlık arpa üretiminin gelişmesi için çalışmaya devam ediyoruz. Aynı zamanda Araştırmacı Kuruluş Belgesi ve Tohum Üretici Belgesi’ne sahibiz.

Bugün Türkiye’de maltlık arpanın en önemli alıcılarından biri konumundayız. Güneydoğu Anadolu ve İç Anadolu bölgelerinde toplam 374 bin dekarlık, yani yaklaşık 52 bin futbol sahası büyüklüğünde bir üretim alanından arpa tedarik ediyoruz. 24 farklı ilden arpa alımı gerçekleştiriyor, tarımsal faaliyetlerimizle doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 16 bin kişiye geçim kaynağı sunuyoruz.

Çiftçilerimizi ekonomik olarak desteklemek ve maltlık arpa üretiminin sürdürülebilirliğini sağlamak için de çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda sunduğumuz Çiftçi Teşvik Paketi’ni 2026 yılında toplam 223,6 milyon TL seviyesine taşıyarak çiftçilerimize gübre, mazot ve benzeri ihtiyaçları için finansal destek sağladık. Sertifikalı tohum dağıtımımızı ise son 5 yılda 2,6 kat artırdık. 2026 yılında ise Türkiye’de tarımsal ekonomiye katkımızın yaklaşık 2,6 milyar TL seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz.

Toprağa Saygı 1: Hasat Güzeldir

2. Bölümü de izlemek için tıkla!

Tarımda yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin koşullarına da hazırlanıyoruz. Türkiye’de yıllık ortalama 7 ila 8 milyon ton arpa yetiştirilmesine rağmen bunun yalnızca küçük bir bölümü maltlık arpa olarak bira üretiminde kullanılmaya uygun. Bu nedenle Ar-Ge çalışmalarımızla verimliliği artırmaya, iklim koşullarına daha dayanıklı tohumlar geliştirmeye ve mevcut çeşitlerimizin kalite performansını güçlendirmeye odaklanıyoruz. Bugüne kadar yürüttüğümüz Ar-Ge çalışmalarıyla dekar başına düşen verimliliği ortalama %25 artırdık.

Çiftçilerimizin bilgi ve yetkinliklerini geliştirmeyi de tarımsal sürdürülebilirliğin önemli bir parçası olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, sürdürülebilir tarım ve maltlık arpa yetiştiriciliği alanındaki uzmanlığıyla öne çıkan Konya Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu ile eğitimler gerçekleştirdik.

Toprağı iyileştirmek için yeni yollar keşfetmeye devam ediyoruz. Anadolu Meraları iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz Tarladan Şişeye Onarım Programı ile onarıcı tarım ve bütüncül yönetim yaklaşımını tedarik süreçlerimize entegre etmeyi hedefliyoruz. Programla toprağın sağlığını güçlendirmeyi, ekosistem onarımını desteklemeyi ve çiftçilerimizle daha katılımcı bir tarımsal yapı kurmayı amaçlıyoruz.

Bu kapsamda tarımsal paydaşlarımızın onarıcı tarım pratikleri konusunda bilgi, beceri ve yetkinliklerini artırmak için Onarıcı Tarım Kılavuzumuzu hazırladık. Kılavuz, toprağı iyileştirmeye ve ekosistem onarımına yönelik uygulanabilir yöntemler sunarak geleceğin tarımı için yol gösterici bir kaynak niteliği taşıyor. 2025 yılında deneme olarak yapılan 125 dekarlık alanda onarıcı tarım uygulamalarıyla ilk maltlık arpa yetiştirilip hasat edildi. Bu denemelerden elde edilen sonuçlarla 2026 yılında uygulama alanını 5.286 dekara çıkardık.

Gelecekte tarım, tarımda gelecek var.

Sürdürülebilir tarımda gençlerin rolünü de önemsiyoruz. Anadolu Meraları iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz “Anızı Dönüştür, Toprağı Yaşat” fikir maratonunda, anız yakmanın toprak sağlığı ve biyoçeşitlilik üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çektik. Türkiye’nin dört bir yanından seçilen 30 genç katılımcı, uzman mentorlar eşliğinde döngüsel ekonomi odağında çözüm önerileri geliştirdi.

Aynı zamanda gençlerin tarıma ilgisini artırmak için Sürdürülebilirlik Akademisi iş birliğiyle ücretsiz ve sertifikalı Sürdürülebilir Tarım ve Etki Girişimciliği Eğitim Programı gerçekleştirdik. Bu program ile üniversite öğrencilerine ve çiftçilerimizin ailelerine sürdürülebilir tarım konusunda bilgi, farkındalık ve yetkinlik kazandırmayı amaçladık.

Tarımın geleceğini korumak için girişimcilik ekosistemiyle de yakın çalışıyoruz. Açık inovasyon programımız BrewFuture ile sürdürülebilirlik, operasyonel verimlilik, dijitalleşme, veri analitiği, yapay zekâ ve yeni gelir kaynakları gibi alanlarda girişimlerle birlikte çözüm geliştirmeye odaklanıyoruz. Programın ilk döneminde 120 girişim başvuru yaptı. Değerlendirmeler sonucunda 5 girişim pilot uygulama, 2 girişim ise Ar-Ge çalışmaları kapsamında programa dahil edildi.

Kadın çiftçilerin ve kadın girişimcilerin güçlenmesini de toplumsal sürdürülebilirliğin önemli bir parçası olarak görüyoruz. Bu kapsamda Avrupa Birliği’nin Gıda İnovasyon Fonu tarafından geliştirilen EWA Programı’na destek veriyoruz. Tarım ve gıda alanında kadın kurucuların öncülük ettiği erken aşama girişimlerin sayısını artırmayı hedefleyen programla eğitim, mentorluk ve iş birliği fırsatları sunuyoruz.

Tarımsal üretimde döngüsel ekonomi fırsatlarını da değerlendiriyoruz. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz İkinci Hasat projesiyle arpa sapı gibi tarımsal atıkların sürdürülebilir katma değerli ürünlere dönüştürülmesini ve bu süreçte kadınların ekonomik olarak güçlenmesini hedefliyoruz. Deprem bölgesi dahil olmak üzere seçilen pilot illerdeki kadın kooperatifleri ile birlikte yürütülen projede, arpa saplarından katma değerli ürünler geliştirilmesi ve bu ürünlerin markalaştırılarak pazara sunulması amaçlanıyor.

Tarım, yaşadığımız gezegenin geleceği. Bu bilinçle attığımız her adımda sürdürülebilirliği, doğayla uyumu, çiftçilerimizin refahını ve tarımsal üretimin devamlılığını önceliklendiriyoruz. Bugün toprağa, tohuma ve çiftçilerimize verdiğimiz değerin, yarının daha sağlıklı ve dayanıklı tarım ekosistemini oluşturacağına inanıyoruz.

Çünkü biliyoruz ki, gelecekte tarım var tarımda gelecek var.